
Yılmaz Çelik
Yaklaşık 20 sene önce antiemperyalizm.org da yayınladığım yazıyı, Emperyalist ABD ve Siyonist İsrail devletinin İran’a başlattığı saldırılar üzerine yeniden yayınlıyorum. Yayınlandığı yıllarda ne İHA ne SİHA vardı.
“Bundan on beş, yirmi sene önce şöyle bir söylem vardı: “Emperyalizm artık bir ülkeyi topu ile tüfeği ile işgal etmiyor, bunun için başka yöntemler kullanıyor”. Bu tip söylemler emperyalizmin ekonomik, siyasi ve kültürel boyutunu öne çıkararak, bir süre emperyalizmi üçüncü dünya uluslarının gözünde katlanılabilir, çekilebilir kılabilmiştir.
Ancak son Irak işgali ile birlikte görülmüştür ki, emperyalizmin topu tüfeğinin yanında seyreltilmiş uranyumu, kimyasal silahları, büyük bir askeri teknolojisi ve bunların getirdiği vahşet hep vardır. Emperyalizm ekonomisini, teknolojisini, siyasetini daha doğrusu dayatacağı ne varsa uygulamak için elindeki bu vahşet silahlarını yaşlı, genç demeden kullanmakta hiçbir sakınca görmemektedir. Emperyalizm bu silahlarıyla, çıkarları ile ters düştüğü bir ulusal devletin sınırlarına dayandığında, yapılacak şey, ya şerefsizce bir boyun eğiş ya da emperyalizm ile top yekun savaştır.
Bugünkü savunma stratejileri ile emperyalizm ile savaşmak çok güç, hatta imkansızdır. Emperyalizm kendi verdiği uçakları havaalanlarında imha edecek veya kendi verdiği elektronik savunma harbi cihazlarını kullanılmaz hale getirecektir. Gemileri ise üslerinde vuracak ve hareket edemez hale getirecektir. Tankların çoğu ise yok edilecek veya tahrip edilecektir. Demek ki eldeki konvansiyonel silahlar bu organizasyonda emperyalizm için anlamsız kalmaktadır. Ayrı silahlar ve ayrı taktikler gerekmektedir.
Emperyalizmi yine düzenli ordu yenecektir. Ancak daha önceki emperyalizme karşı direnişlerde olduğu gibi, Irak savaşı da bizlere çok büyük dersler vermiştir. Tugay ve alaylar yerine emperyalizm ile bağımsız bölükler ile savaşmak gerekecektir. Piyade silahı olarak bin adet tanksavar ve mayın silahları ile donatılmış bağımsız bölük ve bunların bol miktarda cephanesi bulunmalıdır öncelikle. Bu en fazla yüz bin kişilik bir güç gerektirir ve normal organizasyon içinden çeşitli azaltmalar ile bu güç barış zamanından oluşturulabilir. Bu bağımsız bölükler emperyalist işgal ile savaşın ana omurgasını oluşturacaktır.
Emperyalist işgale en büyük kayıp deniz yolu ile verilecektir. Bunun için gerekli olan tek kişilik, insansız veya uzaktan kumandalı denizaltılar en az gürültü ile düşman gemilerine yaklaşıp onları imha edecektir. Bunun için ülkemiz yeterli bilgi birikimine sahiptir. Yine uzaktan kumandalı veya insanlı torpidolar deniz savunma silahı olarak kullanılabilecektir. Uzaktan kumandalı hareketli deniz mayınları üç tarafı denizle çevrili bu ülkede düşmanın korkulu rüyası olacaktır. Nusret’ın doksan sene önce yaptığını bugün yapmamak için hiçbir sebep yoktur. Uzaktan kumandalı denizaltı, torpido ve mayınları düşük maliyetli olarak, tahrik, komuta kontrol ve manevra sistemleri için projelendirecek yeterli mühendise sahip olunduğu düşünülmektedir. Ülkemiz sularının akustik ve oşinografik parametrelerinin mühendislerimiz tarafından bilinmesi emperyalizme karşı en büyük avantajlarımızdan birisi olacaktır.
Hava savunma harbinde, emperyalizmin parçalarını ve elektronik sistemlerini verdiği yüzlerce uçağın kullanılamayacak olması sebebi ile en büyük silahımız milyonlarca uzaktan kumandalı ve plastik patlayıcılar ile teçhiz edilmiş uzaktan kumandalı uçaktır. Emperyalizmin mevzilerine her bir seferde gönderilecek on binlerce uçak hem panik yaratacak hem de harbin kazanılmasında büyük faydalar sağlayacaktır. Bu uçakların evlerde, okullarda ve mobil tezgahlarda kolayca üretilebilecek olması en büyük avantajlarımızdan birisini oluşturacaktır.
Emperyalizm ile savaşta unutulmaması gereken en önemli şey, emperyalizme direniş ve gerilla harbi ile büyük zayiat verdirilebileceği ancak nihai zaferin düzenli ordu ile kazanılacak olmasıdır. Bu ülkenin kahraman ordusunun bunun için tarihsel birikim dahil olmak üzere yeterli birikimi ve yetişmiş vatansever subay kadrosunun bulunması en büyük avantajıdır.”
16 Ocak 2005