KAŞARLANMIŞ BURJUVAZİYİ (FİNANS KAPİTAL) DEVRİM KORKUSU SARDI
Demir Yılmaz
Marks’ın “intihar insanın kendi varoluşu üzerine söyleyebildiği son sözüdür.” cümlesini bir buçuk yıl önce hatırlatmıştım. Maalesef bu aralar sıkça bu sön sözü duymaya başladık.
Amerigo Vespucci Kanarya adalarına gittiğinde gördüklerini anlatır. Anlattıkları arasında en ilginç kısımları özetlersek; halkın, inancının, krallarının ve kıyafetlerinin olmaması ile çok eşlilik sayılabilir. İspanyol kolonizasyonu için sembol isimlerden olan Vespucci’nin yazdıklarını okurken nasıl bir güzelliği yok ettiklerini görüp hüzünlenmemek elde değil.
19. yüzyılda hakim ideolojik slogan batının sömürgelere medeniyet götürmesiydi. Birliğini geç sağlayan Almanya ve İtalya yüzünden güç dengelerinin değişmesi İngiltere’nin zafiyete uğramasına ve uluslararası kapitalist sistemde topyekün savaşlara neden oldu.
Kapitalist uluslararası sistemdeki zafiyet komünist devletin kurulmasına ve ulus devletlerin oluşmasına da neden oldu. Kapitalizm ulus devletleri yanında tutabilmek için 20. Yüzyılda yeni bir slogan ortaya çıkardı. Eski sömürgelerin kapitalist sisteme entegre olması için uydurulan yeni yalan ulusal kalkınmaydı. Neredeyse yüzyıl boyunca kapitalistlerin izin vermediği kimse kalkınamadı.
Şimdi 21. Yüzyılın yalanı sürdürülebilir kalkınmadır. (Bu yalanın unsurlarından biri örneğin asgari vatandaşlık ücretidir.) Ancak batı emperyalizmi için ortada yine büyük meseleler var.
Çünkü eski komünistler Çin ve Rusya kapitalist sisteme entegre olurken Batılı emperyalist hiyerarşiyi bozdular. Böylece yeniden kolonizasyon sürecine girildi. Rusya Putin sonrasını düşünmeden etkisini giderek artırıyor. Onlara Durnovo’yu okumalarını tavsiye ederim. Rusya’da Putin sonrası yeniden bir devrim neden olmasın?
Üretici güçler değişmezse tarih tekerrür edermiş gibi gözükür. Oysa olan benzer üretici güçlerin benzer siyasal neticeler çıkarmasıdır. Bu nedenle tıpkı İngiltere’nin zafiyete uğradığı dönemde olduğu gibi ABD de zafiyet içinde dünya liderliğini kaybetmemenin veya anlaşmayla bir başka devlete devretmenin yollarını arıyor. Uluslararası sermaye Trump’u kullanarak İran’a atom bombası veya bombaları attırmak suretiyle Great Reset için uygun ortam yaratmayı kolluyor mu yakın zamanda göreceğiz. Öte yandan halihazırdaki gelişmelere bakıldığında işin sonunun küresel ısınma vb. gerekçe gösterilerek teknofaşizme gittiği varsayılabilir.
Güçlü devletlerin büyük ve çözümü zor olan sorunları var. Bunların başında da yeni güç dengelerine göre ülkelerin yeniden kolonileştirilmesi gelmektedir. Eski dünyaya göre nüfusun çok artmış olması buna karşılık iletişimin doğrudan demokrasiye imkan tanıyacak kadar kolaylaşması fakir ülkelerde ani, hızlı ve büyük halk ayaklanmalarına neden olabildiği gibi bu hareketlerin güçlü devletlerce manipülasyonuna da yol açmıştır. Böylece yeni bir savaş alanı ortaya çıkmıştır.
Sömürge paylaşımı ve güçlü devletlerin etki alanları iki kutuplu dünya düzenine göre yapılmıştı. Şimdi yeni düzen kurulmakta ve paylaşım yeniden yapılmaktadır.
Geçmişte Suriye’de, bugün İran’da büyük devletlerin mücadelesi sömürgelerin yeniden paylaşımı için yapılan mücadelelerdir. Rus bakan Lavrov petro dolardan kopmak için Rusya’nın mücadeleye sonuna kadar devam edeceğini yıllar önce ifade etmişti. Dünyanın çeşitli yerlerinde başlayan irili ufaklı hareketlerin temelinde bu mücadeleler yatmaktadır. İktisadi olarak bu sürece deglobalizasyonla iç içe geçmiş bir Reglobalizasyon da diyebiliriz. Kapitalistleri öyle bir korku sardı ki artık doğrudan ABD’yi yöneterek işi bürokrasinin elinden aldılar. Şunu unutmamaları gerekir; Siyaset bilimi her zaman işletme biliminden daha ileridedir.
Reglobalizasyonu hızlandıran işsizlik ve açlıkla birlikte ortaya çıkan sosyalizm tehlikesini bastırmak için gelişenler; baskıcı rejimler, savaş, salgın ve değişen dış tehdit algısıdır. İşte tam da bu noktada temel vatandaşlık geliri devreye giriyor. Yeni endüstride işsizliğin artış hızıyla teknolojik gelişmeler arasında paralelliğin olmaması, bir takım mesleklerin ortadan kalkacak olması, işsiz kalacak insanların ayaklanmasına neden olacaktır. Gelişmiş batı ülkeleri bu işi temel vatandaşlık geliri vererek çözmeyi planlıyor. Bizim gibi az gelişmiş yerlerde ise kaşarlanmış burjuvazide büyük korku başladı. Çünkü henüz yeni teknolojiler başlamadan genç işsizlik oranı % 16 civarındadır. Eğitimsiz ve fakir gençlik dayanışmayı ve yaşama ümidini buldukları tek yer olan mafyatik yapılarda suça sürüklenmektedir. Dolayısıyla temel vatandaşlık geliri en çok buralara lazımdır. Temel vatandaşlık gelirini özgürlükmüş gibi sunuyorlar. Oysa tam tersi işsiz ve aç kalacak vatandaşın burjuvazinin kalelerine saldırmasına mani olurken uluslararası kapitalist sistemden ayaklanma yoluyla kopulmasının önüne geçilmesi ve özel güvenlik giderlerinin azaltılması planlanmaktadır. Neticede, derinlemesine analiz edilmesi gereken 1919 ruhu, anti emperyalist duruş ve dünyadaki devrimci mücadeleler memleketimize ışık tutması açısından irdelenmelidir.